Virüsün yıllık maliyeti 50 milyar $
Yem olarak ünlü kadınların ismini kullanıyorlar. Popüler iletişim ağı MSN’de sanal gevezeliğin tam da zirvesine çıkmışken bir pencere açılıverir. ‘Hey! Check out this fantastic link: www…..com’ (Bu fantastik linke bir bak) yazısı düşer sohbet penceresine. Ya da ‘Bu fotoğrafları Photoshop’ta yeni yaptım.
Baksana!’ diyebilir sahte arkadaş. Muhtemelen yes, no’dan başka İngilizce kelime bilmeyen, ya da chat, oyun haricinde bilgisayardan anlamayan birinden gelen bu iletiye kanıp da linki tıklar, dosyayı indirirseniz ne olur? Dahası Britney Spears’ın fotoğrafını göstermeyi vaat eden davetleri yanıtlarsanız başınıza ne gelir? Programlarınızın işleyişi bozulur, hard diskiniz zarar görür, en kötüsü de kişisel bilgileriniz kötü niyetlilerin paylaşımına açılır. Sebep: Virüs. Sonuç: Maddi zararın yanında bir de klavyeyi fırlattıracak kadar sinir bozucu bir psikoloji.
Aslında her şey ilgi çekmeye çalışan Amerikalı bir lise talebesinin ‘küçük bir şaka’sıyla başlamıştı. Richard Skrenta, 1982 yılında Elk Cloner adlı ilk virüsü yazdı ve bunu çevresine yaymaya başladı. Zararlı yazılım furyası yıllar içerisinde öyle bir gelişti ki virüslerin sayısı artık yüz binli rakamlarla ifade ediliyor. Tabii bir de işin mücadele kısmı var. Öyle ki 38 milyar dolarlık bir sektör oluştu. Bu rakamın iki sene sonra 60 milyar doları aşacağı öngörülüyor. Büyük kurumlar büyük bütçeleriyle önlemlerini alır da ev kullanıcılarına tavsiyemiz şu: Merakınıza yenik düşüp de güvenliksiz sitelerde dolaşmayın, her önünüze gelen daveti cevaplamayın.
En amatöründen en profesyoneline, devlet kurumundan özel sektöre kadar bütün bilgisayar kullanıcılarının ortak kâbusu virüsler. Sadece 2000 ile 2007 yılları arasında, virüslerin sebep olduğu maddi zararın yaklaşık 100 milyar dolar olduğunu söylersek ‘kâbus’ terimi az bile kalır herhalde. Yayılan ilk virüs olduğuna inanılan Elk Cloner, bundan yaklaşık 25 yıl önce Amerika Pensilvanya’daki Lübnan dağı Lisesi’nde eğitim gören bir lise öğrencisi tarafından yazıldı. Richard Skrenta adlı öğrencinin amacı biraz ilgi çekmek biraz da arkadaşlarına şaka yapmaktı. Apple II bilgisayarında yazdığı programı okul bilgisayarlarında ve yerel bir bilgisayar kulübünde yaymaya başladı. Fakat şaka amacını aşmış liseli gencin programı, dünya çapında yayılan ilk virüs olmuştu. 1967 doğumlu Skrenta, Northwestern Üniversitesi’ni bitirdi ve aralarında oyunların da bulunduğu çok sayıda program yazdı. Birçok firmada görev alan Skrenta online haber şirketi Topix’in kurucuları arasında. ‘Küçük bir şaka’ olarak dünyaya armağan ettiği virüs programı içinse ‘Aptalca bir şakaydı.’ diye söz ediyor. Yine de hiç tanınmamaktansa ilk virüs programını yazmış biri olarak tanınmayı tercih edeceğini söylüyor. Skrenta’nınki Apple bilgisayarlar için yazılan virüs programıydı. Microsoft işletim sistemini, yani bildiğimiz PC’leri hedef alan ilk virüs programı ise 1986’da ortaya çıktı. Floppy diskte bulunan virüsün adı Türkçe’de beyin anlamına gelen Brain’di. Bu virüsün kaynağı tam olarak bilinmese de kendi yazıp pazarladığı yazılımı korumak isteyen bir Pakistan yazılım firması tarafından yazıldığına inanılıyor. Bu virüs şimdilerde olduğu gibi geniş çaplı ve hızlı bulaşma gücüne sahip değildi. Sadece bu virüsü barındıran floppy diskleri kullanan bilgisayarlara bulaşıyordu.
Oltanın ucunda ünlü kadın isimleri var!
Bilgisayar virüsleri, ‘ilk’lerinin ardından hızla çeşitlendi. Bilgisayarların içine izinsiz girip sistemi alt üst eden bu kötü programlar, birkaç yıl öncesine kadar disketler ya da e-mailler aracılığıyla yayılırken artık girilen internet sitelerinden, download edilen programlardan bulaşıyor. Hatta önceleri ‘Virüs riski olan mailleri açmayın.’ uyarıları yapılırdı. Şimdilerde maili açmasanız bile virüs bulaşabiliyor. Bulaşan virüs bilgisayarı kullanılamaz hale getirebiliyor. Verimliliği azaltıyor, programları bozuyor, bilgisayarı sanal ortamda savunmasız hale getiriyor, kötü niyetli kişilerin kişisel bilgilere ulaşmasına sebep oluyor… Dünya çapında bilgisayar kullanıcılarına en büyük şoku yaşatan virüs, 2000 yılında ortaya çıkan ‘I love you’ adlı yazılımdı. Bu virüs tek başına 8,6 milyar dolarlık fatura çıkardı bilgisayar kullanıcılarına.
Virüs programlarını yazanların farklı farklı amaçları var. Bazıları sırf eğlence olsun diye düzgün çalışan bilgisayarları hedef alıyor. Bazılarının amacı ise ne kadar iyi bir yazılımcı olduğunu ispatlamak. En kötü kısmı da kişisel bilgilere ulaşarak kolay yoldan para kazanmak isteyenler. Aslında işin kötü tarafı bununla da sınırlı değil. Virüslere karşı önlemler artıyor, antivirüs programları gelişiyor. Fakat kötü niyetli yazılımcılar da kendilerini geliştiriyor. Kendilerine açık bir kapı buluyorlar nihayetinde. Her yolu deneyen virüs yazarlarının en sık başvurduğu yöntem ise bilgisayar kullanıcılarını ünlülerin isimleriyle kandırmak. Yazdıkları virüsü yayabilmek, kullanıcının zararlı programı indirmesini sağlamak için Britney Spears, Jennifer Lopez, Shakira, Anna Kournikova, Paris Hilton gibi ünlü isimleri kullanıyorlar. Yani virüslerine kendilerince güzel kadın maskesi takıyorlar. Ünlü fotoğraflarının eklendiği e-mailleri merak edip de açanları hiç de hoş bir durum beklemiyor yani. Örneğin 2001 yılında Anna Kournikova’nın fotoğrafının eklendiği e-maille yayılan bir virüs, Amerika, Avrupa ve Avustralya’da 15 milyondan fazla bilgisayara zarar verdi. Jennifer Lopez fotoğraflarını içeren J-Lo virüsü ise bulaştığı bilgisayarlarda 26 Nisan kâbusu olarak bilinen Çernobil virüsünü aktif hale getiriyordu. Çok can yakan bu virüs adını 1987 yılında Ukrayna’nın Çernobil Nükleer Santralı’nda meydana gelen patlamadan alıyor. Bu yazılımın diğerlerinden farkı şu. Çernobil’e kadar virüsler bilgisayarın programlarına zarar veriyordu. Fakat Çernobil virüsü bilgisayarın donanımını hedef alan zararlı bir yazılımdı. Bu virüsün ilginç yanlarından biri de 26 Nisan’da harekete geçmesi. Bu virüsün etkili olduğu dönemlerde zarardan kurtulmak için kullanılan yöntemlerden biri bilgisayarı 26 Nisan tarihinde hiç açmamaktı. Bir diğeri de 25 Nisan gecesi en geç 23.59’a kadar bilgisayarın tarihini 27 Nisan’a almaktı.
Haftada 150-200 virüsün belirlendiği günümüzde şirketler ve devlet kurumları zararlı yazılımlardan etkilenmemek için büyük bütçeler ayırıyor. Virüslerden nasibini almak istemeyen ev kullanıcılarının yapması gerekenlerin başında ise interneti kullanırken dikkatli olmak, güvenilir sitelerde dolaşmak ve antivirüs programı kullanmak geliyor. Burada dikkat edilmesi gereken nokta ise zararlı yazılımları bulup silme görevi üstlenen antivirüs programlarının güncel olması. Çünkü antivirüs yazılımcıları önlemlerini artırdıkça virüs yazılımcılarının boş durduğunu sanmamak gerek. Onlar da kendilerini yeniliyor. Bilgisayarlara ulaşabilmek için açık kapı arıyorlar sürekli ve çoğunlukla buluyorlar da. Henüz tanımlanmamış bir virüsün güncel olmayan bir program tarafından fark edilmesi mümkün olmayacağından, her geçen gün kendini yenileyen virüslere karşı güncel ve lisanslı bir antivirüs programı kurmak gerekiyor bilgisayara.Devamı…
Tüm kadın ayakkabısı fırsatları için tıklayın !
+-
Yorum Yapın!